Yüz Yüze Eğitime Başlanması İçin Hükümet Edenler Derhal Görevlerini Yerine Getirmelidir

0
641

1 Temmuz’dan itibaren ülkemize karantinasız girişlere imkan tanınmasıyla vaka sayısı artış göstermiştir. Bu konuda hiçbir öngörüsü olmayan eğitim bakanlığı Mart’tan itibaren doğru düzgün hiçbir altyapı, hazırlık ve organizasyon yapmamıştır. El yordamıyla çözümler üretmeye çalışmış ve hala çalışmaktadır. Yarattığı kaosla eğitimi içinden çıkılmaz hale getirmiş, hala daha interneti, cihazı olmayan ‘uzaktan eğitime’ erişemeyen çocuklarımızı tespit etmemiş, erişim imkanı sağlamamışken her şey yolundaymış gibi pembe tablolar çizmektedir.

 

Dünyayı beklenmedik şekilde etkileyen Covid-19 salgını beraberinde ne yazık ki birçok belirsizlik ve bilinmezliği getirmiştir. Çocuk ve ergen psikiyatristi Ayşe Zeki’ye göre bu dönem, hem yaşanan salgın, hem de eğitimdeki belirsizlikler ve bilinmezlikler nedeniyle aileler, çocuklar ve eğitimcilerin kaygı düzeyleri artmış durumdadır. Ayrıca, önceden yapılması gereken hazırlıkların eksik kalması da toplumda yaşayan kişilerin olduğu kadar çocuklarımız ve gençlerimizin kaygılarını daha da artırmaktadır.

 

Sayın Zeki’nin hazırlamış olduğu raporunda Mart ayında okulların salgın nedeniyle kapanmasının ardından yaz aylarında kliniğe başvuran hastaları üzerinden elde ettiği verilere göre çocukların çevrimiçi okula devam edip etmemesinden bağımsız olarak ekran önünde oturma sürelerinin arttığı saptanmıştır. Çocuk ve gençlerin daha uzun süre internet oyunları oynadıkları ve sosyal medya kullandıkları, gece geç saate kadar ayakta kaldıkları ve uyku rutinlerinin bozulduğu, kendilerini yalnız ve izole hissettiklerini, bir kısmında kaygı bozukluğu ve depresyon belirtilerinin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Yaptığı alan yazın taramasında uzmanımızın elde ettiği bilgilere göre uzaktan eğitimle ilgili gençlerin akıl sağlığını olumsuz etkileyecek kısıtlılıklar ise şu şekildedir:

 

  1. Gençlerin çevrimiçi eğitim sırasındaki geribildirimleri sınırlıdır. İnternette yaşanan kopmalar nedeni ile canlı ders anlatımı yapan öğretmenler çoğu zaman gençlerin video görüntülerini, gürültü oluşmaması için de seslerini kapattırmak durumunda kalmaktadır. Öğretmenler ekran karşısında ders anlatırken sınıf ortamında olduğu gibi öğrencilerle göz kontağı kuramadığından anlattıklarının anlaşılıp anlaşılmadığını tam olarak anlayamamaktadır. Öte yandan bazı gençler, ekran başında çevrimiçi görünmelerine karşın, dersi dinleyip başka bir şeyle meşgul olabildikleri bilinmektedir.

 

  1. Çevrimiçi eğitim sosyal izolasyona neden olmaktadır. Zaten salgın hastalık nedeniyle kısıtlı kişilerle görüşebilen gençler, çevrimiçi eğitim sırasında bir oda/ev içerisinde kalmakta ve okul ortamında olduğu gibi yaşıtları ile sınıf ortamı veya okul bahçesinde etkileşememektedir. Gençlik dönemi arkadaşlıkların önemli olduğu bir dönemdir.

 

  1. Çevrimiçi eğitim güçlü içsel motivasyon ve zaman yönetebilme becerisi gerektirmektedir. Çevrimiçi eğitim iç motivasyonları iyi olmayan çocuk ve gençlerin zorlanmalarına neden olmaktadır. Özellikle Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite bozukluğu ve Özgül Öğrenme Güçlüğü bulunan gençler in çevrimiçi eğitime uyum sağlamaları ve çevrimiçi eğitimi sürdürebilmeleri zor olmaktadır.

 

  1. Çevrimiçi eğitim iletişim becerilerinin gelişimine katkı sağlamamaktadır ve yüz yüze iletişim olanağı sağlayamamaktadır. Okullar çocuk ve gençlere sadece akademik beceriler öğretmek için bir eğitim öğrenim olanağı sunmaz, aynı zamanda sosyal beceriler ve yaşıt ilişkilerinin gelişmesi için de sabit ve güvenli bir ortam sağlar. Son zamanlarda yalnız hissettiğini söyleyen ve izole edilmiş olmaktan şikayet eden genç sayısı oldukça fazladır.

 

  1. Çevrimiçi eğitim gençlerin fiziksel aktivitelerini kısıtlamaktadır. Gelişim çağındaki çocuk ve gençler için fiziksel aktiviteler önemlidir. Bu durum çocuk ve gençlerin akıl sağlıklarına da olumsuz etki yapmaktadır.

 

  1. Düşük gelirli ve/veya azınlık grubuna ait ailelerden gelen çocuklar ve özel gereksinimli bireyler okullar kapandığında en dezavantajlı gruptaki çocukları oluşturmaktadır. Düşük gelirli aileler çocuklarına ya hiç ya da sınırlı oranda bilgisayar ve internet erişimi sağlanabilmektedir.

 

Sayın Zeki raporunun devamında şu noktalara değinmektedir: ABD’de yürütülen yakın zamanlı çalışmalarda, hali hazırda gelir farklılıkları olan gruplar arasında eğitim açıkları oluşmaya başlandığı tespit edilmiştir. Özellikle en dezavantajlı grubun özel gereksinimi bulunan, gelişimsel geriliği veya bilişsel zorluğu olan çocuklar olduğu ortaya konmuştur. Dar gelirli ailelerden gelen çocukların eğitime yüz yüze veya çevrimiçi devam edememeleri, risklere açık olmalarını da beraberinde getirmektedir. Bunlar arasında, suça sürüklenme, ihmal, istismara uğrama örnek olarak sayılabilir.

 

Tüm dünyada olduğu gibi salgın yönetimindeki başarı, eğitimin bu öğretim yılında nasıl devam edebileceğini belirleyecektir. Okulların (yüz yüze veya çevrimiçi) uzun süre kapalı kalması, öğrenme kayıplarına ve davranış değişikliğine neden olacaktır. Bu durum çocuk ve gençlerin akıl sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebilir.

 

Ülkemize karantinasız girişler olduğu takdirde okullar açılsa da vaka sayıları kontrolsüz sayılara ulaşacak ve okulların kapanması gerekebilecektir. Böyle bir durumda okulların yüz yüze devam etmesine karar verilse de bir kısım ebeveyn çocuğunu okula göndermenin güvenli olmayacağını düşünerek çocuklarını okula göndermeyecektir. Bazı okullar veya sınıflar pozitif vaka(lar) saptandığında karantina ve izolasyon tedbirleri nedeniyle yüz yüze eğitime devam edemeyecektir. Bu durumda eğitime çevrimiçi devam etmek gerekecektir. Okullarda ve toplumda COVID-19 nedeniyle damgalama (stigmatizasyon), yaşanacak travmalar nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, yas ve kaygı bozukluklarının görülme olasılığı yüksektir.

 

Önümüzün kış mevsimi olması ve influenza salgının da devreye girmesiyle birçok zorluk ve travmatik deneyim yaşanabilecektir. İster yüz yüze, ister çevrimiçi eğitim seçeneği kullanılsın okulların rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekecektir. Dünyada uzaktan eğitim, çevrimiçi eğitim kavramı yeni geliştirilmiş bir kavram değildir. Ancak eğitim sistemimiz içinde görev alan birçok öğretmenin buna yönelik bir eğitimi bulunmamaktadır. Eğitim bakanlığı öğretmenlerimize yönelik hizmet içi eğitim yeterli düzeyde vermemiş, ne öğrenci ne de öğretmenlerimizin bu sisteme hazır bulunuşlukları dikkate alınmamaktadır. Şu anda ülkemizde yapılan eğitim uygulamalarında birçok aksaklık bulunmaktadır ve standardizasyon sağlanamamıştır. Birçok eğitimci yüz yüze eğitimi olduğu şekliyle çevrimiçi eğitime dönüştürmeye çalışmaktadır. Uzaktan eğitim için uyarlanması gereken müfredatların bakanlık yüz yüze eğitim varmış gibi işlenmesini öngörmekte, bu da kaosu daha da büyütmektedir.

 

Çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı Sayın Ayşe Zeki’ye göre çevrimiçi eğitimin yukarıda bahsedilen kısıtlılıkları göz önünde bulundurularak gözden geçirilmesi gerekmektedir. Eğitim bilimciler ders saati süresinin yüz yüze eğitimden daha kısa olmasını önermekte, kullanılacak eğitim materyallerinde ve öğretim şekillerinde çevrimiçi eğitimde farklılıklar olduğundan gerekli düzenleme yapılmasının şart olduğunu vurgulamaktadır. Sınıf içerisinde grup bütünlüğü ve dayanışmanın yaratılacağı ortamların oluşturulması, aidiyet duygusunun geliştirilmesi, stresle baş etme ve dayanıklılık becerilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bilgisayar ve internet erişimi olmayan çocukların mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir, zira eğitim hem bir insan hakkıdır, hem de anayasal haktır ve ülkemizde 15 yaşına kadar zorunlu kılınmıştır.

 

      Bir kısım çocuğun çevrimiçi eğitim alması bilgisayar ve internete erişimi olsa da mümkün olmayacaktır. Bu grup çocuğun eğitim kayıplarının olmaması için yüz yüze eğitime devam etmeleri gerekecektir. Bunlar arasında zihinsel geriliği veya işitme/görme engeli bulunan çocuklar, bir kısım öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu bulunan çocuk ve gençler sayılabilir.

 

Uzman Ayşe Zeki bu dönemi sıfır hasarla atlatabilmenin mümkün olmayacağı, pandemi sona erdiğinde daha az sosyal sorun, eğitim kaybı ve psikolojik/psikiyatrik sorunla karşılaşmak istiyorsak ciddi tedbirlerin alınmasına ön ayak olmanın ve hep birlikte bir takımın parçası olarak çalışmak gerekmektedir. Aksi takdirde salgın hastalık bulaşma tehdidi ortadan kalktığında, büyük bir enkaz ve telafisi zor kayıplarla toplumsal olarak uğraşılması gerekeceğinin altını çizmektedir. Birkaç neslin heba edilmesi gibi bir lüksümüz toplumsal olarak olmadığına vurgu yapmaktadır. Uzmanımızın raporundan da anlaşılacağı gibi uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini asla tutmamaktadır.

 

Sendikamız karantinalı girişlerle, sağlık ve güvenliğin sağlanmasıyla ve gerekli tüm tedbirlerin alınmasıyla okullarımızda yüz yüze eğitime geçilmesinin gerektiğini, uzaktan (çevirimiçi) öğretimin yüz yüze eğitime sadece destek olarak kullanılması gereken (hybird) bir sistem olduğunu bir kez daha ortaya koyar, hükümet edenlerin daha fazla geç kalmadan, uzmanların sesine kulak vererek, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeleri gerektiğinin altını çizmektedir.

 

Selma EYLEM

KTOEÖS Genel Sekreteri