10. KTOEÖS Resim-Heykel Sergimiz Başlıyor

0
60

Güzel Sanatlarla ilgilenip Resim -Heykel –Seramik-Video Art sanatına gönül veren üyelerimize,


         Geleneksel hale gelen ve bu yıl yapılması planlanan 10. KTOEÖS Resim-Heykel Sergimiz 12 Mayıs –27 Mayıs 2016 tarihleri arasında KTOEÖS MERKEZ binamızda yapılacaktır. Katılım şartnamesi aşağıdaki gibidir:

  1. Her üye sergiye en az iki, en çok üç eserle katılabilir.
  2. Verilen eserlerin yurt içinde sergilenmemiş ve son iki yılda yapılmış olması gerekmektedir.
  3. Sergiye verilecek eserlerin boyutlarında ve tekniğinde hiçbir kısıtlama yoktur.
  4. Katılacak olanlar eserlerini sergilenmeye hazır şekilde teslim etmeleri gerekmektedir.(Teknik ekipmanlar da katılımcı tarafından sağlanmalıdır)
  5. Her katılımcı eserleriyle birlikte kısa özgeçmişlerini, kendi fotoğraflarını ve sergi kataloğunda yer almasını arzuladığı eserinin dijital kamerayla iyi çözünürlükte çekilmiş fotoğrafını katalog ve grafik çalışması için en geç 30 Nisan 2016 tarihine kadar info@ktoeos.org adresine göndermeleri gerekmektedir.
  6. 8 Mayıs 2016 tarihine kadar eserlerin sendikaya ulaştırılması gerekmektedir. Sendikaya ulaştırılmayan eserler sergilenmeyecektir.
  7. Serginin bütünlüğünü ve kalitesini Kültür Sanat Komitesi belirleyeceğinden katılımcıların bu konuda hassas davranmaları rica olunur.
  8. KONSEPT: ‘’HAK’’

Tahir GÖKÇEBEL

Başkan

Yönetim Kurulu a.

Ek: HAK

“HAK”

Hak insanca yaşamanın temelidir. Toplumun varlığının köküdür. Toplumu, devleti, hukuku, adaleti ve ahlakı şekillendirir. Toplumsal olaylar tarihi, “haklar tarihi”dir. “Gelişmişliğin” bir ölçütü olarak “haklar” gösterilebilir. İnsanlığın hak anlayışıyla doğru oranda geliştiği söylenebilir. Bugün, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini tanıyan devletlere “uygar” devlet yakıştırması yapılır. İnsanların uzlaşı içerisinde, birbirine güvenerek yaşaması hakların teslim edilmesine bağlıdır.

1215 tarihli Magna Carta İngiltere Kralının haklarını yasalarla sınırlama olanağı getiren bir sözleşmedir. 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, insanların yaşama, özgürlük ve mutluluk isteklerini tanımlar. 1789’daki Fransız  Devrimi sonucunda İnsanların ve Vatandaşların Hakları Bildirgesi yayınlandı; insanların bireysel ve toplumsal hakları geniş biçimde tanımlandı. 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Birleşmiş Milletler’ce imzalanan, modern hak anlayışını betimleyen bir belgedir:

“İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olması…”

Hak, hareket ve varlığın meşruiyet kaynağıdır. Örneğin insan, yaşama hakkına dayanarak yaşamını sürdürür. Ya da düşünce özgürlüğü hakkına dayanarak düşüncesini ifade edebilir.

Hak Verilmez Alınır.” Çok doğru. Bizim ülkemizde, Kıbrıs’ta haklar denince yüzlerce kavram havada uçuşuyor. Devlet olgusunun yapısına müdahalelerin çok rahat yapılabildiği bir yapıda yaşamak, hakların netleşmesindeki en büyük engel. Var olan haklar güvence altında değil. Devlette oluşan zihniyet değişiklikleri ile haklar ya hak olur ya da yok olur.

Yaşamak, beslenmek, işlemek, barınmak, eğitim almak, güvende olmak, karar almak, mutlu olmak, çoğalmak, sağlıklı olmak, adalete güvenmek, yüzlercesini sıralayabiliriz. Sırtımızı devlete dayayıp sadece herşeyin yolunda olduğunu bilmek ne büyük rahatlık. Dünyada bu biçimiyle yaşamını sürdüren milyonlarca insan var. Bu insanlar Devletlerine güveniyor . Güvenini sorgulayacağı bir durum olduğunda da bu hakkını korkusuzca kullanabiliyor.

Hakların güvenceye alındığı bir devlet yapımız yok. Varolduğunu sandığınız bir hak kolaylıkla gasbedilebiliyor. Bu nedenle hak mücadelesi özel bir önem taşıyor. Haklar kolay elde edilmiyor.

Devletin görevlilerinin veya Hasan’ın, Ayşe’nin, Mehmed’in, Emine’nin Yusuf’un anlayışı ile değiştirilemeyecek bir SOSYAL DEVLET istemek ve bunun için uğraşmak her aydının sorumluluğudur.

Ülkemizde dağ gibi biriken sorunlardan, hakları budayarak kurtulmamızı dayatanlar var. Çıkmazlardan kurtulmanın yolunun, HAKLAR’ın yok sayılması, ortadan kaldırılması olmadığının bilincinde olan biz KTOEÖS üyeleri, gelin hep birlikte Ülkemizin, Geleceğimizin, Halkımızın da haklarını nasıl savunduğumuzu nasıl koruyacağımızı RESMEDELİM.

HAKLAR’ı söylemlerle, eylemlerle algılamayanlara

bir de SANATIN DİLİYLE anlatalım…