ÇOCUKLARIMIZI KARANLIĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ!

0
69

30 Ocak 2024, Salı günü saat 10:00’da İskele Tarikat Yurdu, İskele Polis Müdürlüğüne gidilerek şikayet edildi ve basın açıklamamız gerçekleşti.


 

Adamızın kuzeyinde Süleymancılar Tarikatına ait olan “Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği” diye bir dernek kuruldu veya kurduruldu. Bu derneğe ait İskele, Lefke, Mağusa, Lefkoşa, Girne ve Alsancak’taki yurtlar var. Alsancak’taki belediye tarafından iki kez kapatıldığı halde faaliyetlerine devam ediyor.

Bu derneğin maddi kaynağı nerden geliyor? Dıştan bakıldığında bile çevre düzenlemesi, kamera sistemiyle buraya büyük paralar harcandığı görülüyor.

18 yaşından küçük, devletin koruması altında olması gereken çocuklarımız bu yurtlara giriyor, eğitim alıyor ve barınıyor. Bu nedenle bugün buradayız, Eğitim Bakanlığı, Maliye, Başbakanlık, İçişleri, kısacası hükümet olduğunu iddia edenlerin sessiz kaldığı, görmezden geldiği, bu yurtlardan biri olan İskeledeki bu yurdu polise şikayet edeceğiz, suç tespiti ve gerekli işlemi yapmasını talep edeceğiz.

Türkiye’de bugün eğitim sistemi protokoller üzerinden cemaat ve tarikatlara teslim edildi. Eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayılarak dinselleştirme adımları hayata geçirilmektedir.

Eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesi sürecinde, bir taraftan imam hatip okullarının devlet eliyle sayılarının artırılması politikası sürdürülürken, diğer taraftan MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle yakın iş birliği artarak sürdürülmektedir.

Bu tarikat ve cemaat yurtlarında neler yaşanmaktadır;

Bu yurtlarda kalan öğrencilerin dini sohbetlere ve ibadetlere katılmaları zorunlu tutuluyor. Örneğin, Nur Cemaati’ne bağlı Hayrat Vakfı’nın Ankara Keçiören’de bulunan Marifet Erkek Öğrenci Yurdu’nda öğrencilerin namaz ibadetlerini toplu olarak kılması zorunlu. Yurda kaydolacak öğrenciler için haftada iki kez, “ilim ve irfan sahibi” olduğu belirtilen hocaların verdiği dini derslere katılma şartı da var.

Bir başka örnek;

Işıkçılar Cemaati’ne bağlı İhlas Vakfı’nda öğrencilere geri ödemesiz, “beslenme ve barınma bursu” sağlanıyor. Yurtta toplu ibadet etmek ve sohbetlere katılmak zorunlu, bu şartları sağlamayan öğrenciler bir sonraki sene yurtta kalamıyor.

Söz konusu yurtlarda uygulanan baskılar nedeniyle intihar eden gençler, çocukların yaşadığı istismar vakaları, ne yazık ki ‘bir defadan bir şey olmaz’, ‘münferit’, ‘çocuğun rızası vardır’ gibi akıl almaz ifadeler ile geçiştiriliyor, iktidar tarafından üzeri örtülüp yok sayılıyor.

Ülkemizde ve bu bölgede de olduğu gibi ekonomik durumu iyi olmayan aileler, özellikle civar köylerden evler ziyaret edilerek örgütleniliyor, çocuklarımızın bu yurtlarda kalması için teşvik ve imkan sağlanıyor.

2000’li yıllardan itibaren dinselleştirme konusunda üst yönetimin artırdığı baskı nedeniyle din işleri Türkiye’ye teslim edilmiştir. Kıbrıslı Türkler by-pass edilerek Din İşleri Başkanı Türkiye’den atanmıştır. Adamızın kuzeyindeki faaliyetler bu yıllardan itibaren artırılmış elçiliğin din işleri müşavirliğinin yönetimine geçmiştir. Yurtlarda elçiliğe bağlı imamlar ders vermektedir.

Peki Eğitim Bakanlığı nerededir, ne yapıyor? 

Göz yumuyor, çanak tutuyor, ortak oluyor, işbirliği yapıyor!

Bilimsel laik eğitimin sigortası öğretmene, sendikasına saldırıyor, verilen talimatları harfiyen yerine getirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde ikinci ilahiyatın Mağusa’da yapımı için bu vakıflardan biriyle protokol imzalıyor.  Vakfın koşulu şeriat müfredatıdır. Mağusa veya bu bölgemizde Anadolu Lisesi veya Fen Lisesi gibi okullarımız yok, bu bölgelerden olan çocuklarımız her gün Lefkoşa’ya gidip gelmek zorunda kalıyor ama ilahiyat yani dini eğitim veren, şeriat müfredatı olan okul açılacak. Deprem vergileri toplandı, hala okullarımıza bir çivi dahi çakılmadı, çocuklarımız, öğretmenlerimiz konteynerlara mahkum ama bu okulun yapımı için kollar sıvanıyor.

Bilimsellikten, laiklikten, Atatürkçülükten bahseden bakanlık

 hangi akla, neye, kime hizmet ediyor?

Tüm bunların hedefi nedir? Hedef bilimsel, laik, demokratik eğitimden uzaklaşmak, bağnaz, dogmatik eğitimle sorgulamayan, biat eden, kolay yönetilebilen toplum modeli yaratmaktır. Üst yönetimde ne varsa alt yönetime de monte etmek, uygulamak, hayata geçirmektir.

Buna karşı, çocuklarımızı karanlığa sürüklemek isteyen anlayışa ve uygulamalara karşı her türlü mücadeleyi vermeye devam edeceğiz!

Bilimsel eğitim ve laik, demokratik toplum yapımız için

mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz!

 

Selma EYLEM

Başkan

Yönetim Kurulu (a.)